| Bir derbi daha sona erdi ve skora endeksli medyamız yine sazı eline aldı. Tüm gazeteler Hagi’ye methiyeler düzerken, Fenerbahçe’nin etkisiz oyununu ön plana çıkarıyor. Maçtan önce oyunun nasıl gelişebileceği üzerine kurgular yapmış, iki takımın ‘bence’ hangi kadrolarla oynamaları gerektiğini söylemiş ve Fenerbahçe’nin işinin çok zor olacağını öngörmüştüm. Maç bitti ve fikirlerim ile medyada yazanlar arasında ciddi farklar var. |
Fenerbahçe’den başlıyorum. Aykut Kocaman’a ciddi eleştiriler yapabilirim ancak kendisinin çok da hatalı olduğunu düşünmüyorum. Mehmet Özdilek ve Tuga Kerimoğlu senelerini İngiltere’de kurslarda geçirirken Aykut Kocaman futbolu ve teknik direktörlüğü Türkiye’de öğrendi ve doğal olarak çözüm uygulamaları da bu coğrafyada öğrenilenlerle sınırlı. Dün Galatasaray karşısında yaşadığı sıkıntıyı ilk defa yaşamıyor Fenerbahçe. Aynı sorunu Young Boys ve PAOK maçlarında; Trabzon ve Kayseri deplasmanlarında ve Beşiktaş maçında golü bulana kadar da yaşamıştı. Fenerbahçe Aykut Kocaman göreve geldiği günden beri skor avantajını yakalayamadığı tüm maçlarda sorun yaşıyor ve yaşamaya da devam edecek. Aykut hocanın taktik çözümleri oldukça sınırlı ve bunun değişmesi için ya uzun yıllar süren Fenerbahçe teknik direktörlüğü ya da Mehmet-Tugay ikilisinin çizdiği yol gerekiyor.
Gelin bir durum analizi yapalım. Maç öncesi rakibin kadrosu elinize gelmiş. Ben gayet amatör halimde Galatasaray’ın maça çıkacağı kadroyu İnsua-Hakan Balta farkıyla ‘ben olsam böyle oynardım’ diye yazmıştım örneğin, üstelik taktik varyasyonlarına kadar. Dolayısıyla Aykut hocanın bunu düşünüp ihtimaller arasına alması gerekiyordu. Hadi diyelim düşünmedi, kafası meşguldü vs. Rakip sahaya 3 defansif orta sahayla ve santraforsuz çıkıyor. Bunun tek manası kanatların işlemeyeceği ve rakibin tüm bloklar arası bağlantıyı çökerteceğidir. Bu bağlamda Fenerbahçe’nin sahadaki en mühim bölgesi ön libero mevkisidir. Stoperlerden Lugano’nun oyun kurma becerisinin sıfır olduğunu düşünürseniz, atakların Yobo ile başlamasına gayret gösterilmeli ve ön liberoda kesinlikle vasıflı bir oyuncu oynatılmalıdır. Mehmet Topuz gibi senelerce ofansif orta saha ve forvet oynamış bir adamı iki maçta ön libero yapar da böyle bir derbide savunma yapmaya gelen bir Galatasaray’ın önüne koyarsanız, orta sahayı rakibe verir ve oyun kuramazsınız. Netekim maç boyu Fenerbahçe’nin organize ataklarının sayısı sadece üç ve bunların da tamamı Stoch’un bireysel yetenekleri ile oluşturuldu.
Aykut hoca ilk 15 dakikada Pino ile iki kez tehlike yedikten sonra Gökhan ve Caner’e ‘çıkmayın’ emrini de vererek kendi kendini düğümledi adeta. Fenerbahçe sadece Emre’nin ayaklarına bakmaya başladı. Alex sorumluluk almadı ve gayet tutuktu. Buna Galatasaray’ın Emre ve Niang’ın üzerine yoğunlaşan sert oyununa müsaade eden bir hakem de eklenince herşey Hagi ve Tugay’ın istediği gibi gitmeye başladı. Neticede kanatları harika kapatan 4 defans ağırlıklı ismin yanına ortada da oldukça sert oynayan bir Neill ve Cana eklenince Fenerbahçe durdu.
Aykut hocanın bilmesi gereken birinci kural takımının savunmayı henüz beceremediğidir. Bakın Türkiye’de ilah ilan edilen Lugano’nun bir türlü adam gibi bir teklif bulamayıp kürkçü dükkanına dönmesinin sebebi de budur. Lugano oyunun ofansif yönünü beceremeyen tek yönlü bir stoper olduğundan hiç bir kalbur üstü takımın (Dünya Kupası’nda finali kıl payı kaçıran takımın kaptanı olmasına rağmen) hala çekmiyor. Bu şartlarda ön libero mevkii inanılmaz önem kazanıyor. Yobo isabetli bir transfer olabilir ama bana göre asıl eksiklik ön liberoda. Dün bunun eksiklikleri açıkça göründü. Fenerbahçe’de Emre’ye biraz sertlik uygulayan ve kanatları iyi kapatan bir takımın gol yeme ihtimali oldukça az. Haftaya aynı ya da benzer taktiği Bursaspor da uygulayacak ancak bu sefer karşı taraftar Sercan ve Volkan gibi iki de süratli adam olacak.
Peki kulübede olsam Aykut hocanın 70. dakikaya kadar yaptığı gibi maçı seyretmek yerine ne yapardım? Hakkını yememek lazım, Stoch ve Dia’yı ilk yarının ortalarında bir kez kanat değiştirmeye zorladı Aykut hoca ve ipleri tamamen rakibe verdi; keza Stoch bile bu karara saha içinde tepki gösterdi çünkü ikisi de oyuna ısınmaya başlamış ve rakibi zorlamaktaydılar. ‘Ben olsam’ ilk yarıda takımı fazla değiştirmez ve yaptığım hatalı tercihleri kabullenir; ikinci yarıya kesinlikle Cristian-Alex değişikliği ile başlardım.
Bu değişiklik sayesinde:
1) Sahada gerçek bir ön liberoya kavuşur ve Emre’nin yükünü hafifletirdim
2) Sahada yürüyen Alex yerine Mehmet Topuz’u öne sürerek Galatasaray’ı biraz daha tedirgin eder ve geriye gömülmesini sağlardım
3) Geriye gömülen defansif kanatlar sayesinde beklerimi daha ileri çıkarırdım Ama bunu yapmadı Aykut hoca ve 70. dakikaya kadar bir şans golü atmayı bekledi. Az kaldı atıyordu da, ama bu kez Beşiktaş maçındaki talih kuşu, ki onu da kendi elleriyle öldürmüştü, kafasına konmadı. Fenerbahçe kolayca öngörülebilen bir taktikle ve maç içinde minimum taktiksel varyasyonla oynayarak Galatasaray’ın işini fazlasıyla kolaylaştırdı.
Peki Galatasaray? Bana göre başarısızdılar çünkü ilk kez kazanmalıydılar ve kazanabilecekleri bir maçta bir puan için sevinçten meşaleler yakarak üzerlerindek psikolojik baskıyı gösterdiler. 10 senenin baskısının altında ezildiler. Maça başladıkları kadro ne kadar doğruysa, maç içindeki taktiksel değişiklikleri bir o kadar yanlıştı bana göre. Elano ve Misimoviç’i bu kadar kenarlara hapsederek Fenerbahçe’nin zaten çıkmayan beklerinin ekmeğine yağ sürdüler. Öte yandan biraz daha sallasalar yıkabilecekleri bir takıma karşı ikinci yarının büyük bir bölümünü geriye yaslanarak geçirdiler. Oyunu koparabilecekleri dakikalarda önce Misimoviç’i, sonra da Elano’yu oyundan alarak ‘aman bir kaza golü yemeyelim de bir çuval incir berbat olmasın’ dediler ve galibiyet yerine 1 puanı Fenerbahçe’ye hediye ettiler. Galatasaray sahaya çıkabileceği tek taktikle çıktı ve bunun altında deha aramak yersiz. Sahaya çıkabilecek 13 futbolcunun içinden bu 11 kombinasyonunu keşfetmek için dahi olmak gerekmiyor. Hagi’nin en büyük şansı Pino’nun bu kadar etkili oynamasıydı ki; onun sayesinde Yobo yeterince oyuna giremedi. Pino Rijkaard varkenki etkisiz oyununu sürdürseydi Yobo’nun yardımıyla Emre çok daha rahat bir oyun ortaya koyabilirdi. Galatasaray çok iyi mücadele etti ancak bu da bir derbi maçında oldukça olağan bir durum bana göre. Kewell, Arda ve Baroş oynayacak durumda olsaydı kesik yerler miydi? Hiç sanmıyorum. Kewell belki yedek kalabilirdi ama bu oyuncular varken ne Elano ne de Pino maça ilk onbir çıkabilirdi. Yani bir yerde Hagi’yi şartlar doğruları bulmaya itti. Ancak yeterince cesur olamaması neticesinde maçtan 3 puan yerine 1 puan aldı.
Galatasaray yeterince pozisyon buldu mu? Bence hayır. Neticede ‘pozisyon’ olarak bahsedilenler genellikle kaleye uzaktan atılan şutlar ve bunların içinde çoğunlukla Pino var. Bir önceki yazımda da Pino ve Mustafa Sarp’ın sürpriz golcüler olabileceğini söylemiştim ancak Hagi Mustafa Sarp’ı ileri çıkarmadı bile. Elano – Emre Çolak hamlesi ise uzatma dakikalarında Galatasaray’ı bir golden etti.
Bu maçtan iki taraf için nasıl çıkarımlar olmalı? Oturup üzerinde düşünülmesi gereken bir durum... Fenerbahçe acilen Aykut Kocaman konusuna bir çözüm bulmalı. Ne kadar iyi niyetli ve Fenerbahçeli olursa olsun, taktik anlamda çok eksik bir hoca Aykut Kocaman. Elindeki mükemmel kadroyu bir ön libero takviyesiyle harika yerlere taşıması gerekirken korkarım ki şampiyon dahi olamayacak. Fenerbahçe bu taktik alternatifsizlik içerisinde geriye düştüğü bir çok maçta zorlanacak ve en önemlisi kanatları kapatan takımlar karşısında çok ciddi sıkıntı çekecektir. Özellikle Emre’nin sakatlanması durumunda Aykut Kocaman’ın nasıl bir alternatif üreteceğini çok merak ediyorum... Fenerbahçe’nin haftaya Bursa’dan Kayseri maçı benzeri bir hayal kırıklığı ile dönmesi kuvvetle muhtemel. Galatasaray ise bu puanla moral kazanmış olabilir ancak haftaya Antalyaspor karşısında 7 savunma ağırlıklı isimle sahaya çıkamayacaklar ve Pino’yu tek forvet oynatamayacaklar. Aksine rakip savunmada olacak ve Ankaragücü maçındaki gibi geride boş alanlar bırakacaklar. Bakalım Hagi-Tugay ikilisi bu maça nasıl bir çözüm bulacak? Galatasaray için asıl sınav haftaya çünkü bu kez baskı onların üzerinde olacak. Kısacası günü kurtarmayı başardılar ve fırtınayı geçici olarak dindirdiler ancak henüz bir `çözüm`den bahsetmek için çok erken...